GSM Hangi Derstir? İzmirli Gençlerin Gözünden
Hayat bazen anlamlı ve bir o kadar da anlamsız bir oyun gibidir. Özellikle üniversiteye başlayıp da “GSM” diye bir dersle tanışınca, insan ilk başta “Ya bu nedir?” diye soruyor. Bunu anlamak, bir İzmirli olarak bana nasip olmuştu. Ama tabii ki, ben asla sıradan bir İzmirli değildim. Ne de olsa şehri, insanlarını ve… tabii ki kahvemi çok iyi tanıyordum. GSM’nin ne olduğunu çözmekse başka bir meseleydi. Gelin, hep birlikte “GSM hangi derstir?” sorusunu, hayatın küçük komik anekdotlarıyla çözmeye çalışalım.
GSM’nin Gizemi
İlk başta, GSM’yi duyduğumda, aklıma gelen tek şey telefonlar oldu. Hani şu her yere girebilip, her şeyin fotoğrafını çekebildiğimiz telefonlar. “Telefon Bilgisi” gibi bir ders diye düşündüm. Ama bu GSM, “Global Systems for Mobile Communications” filan da değildi. Bir insanın aklına gelebilecek her şeyin aksine, GSM bir dersti; ama hangi derstir? Bu sorunun cevabını bulmak için 3 haftalık içsel bir sorgulama süreci yaşadım. Hani böyle “Ya, ben deli miyim?” diye düşündüğünüz anlar olur ya… İşte, o dönemimi hatırlıyorum.
GSM: Genel Sosyal Medya Mi?
Bize ilk başta derste GSM’nin aslında “Genel Sosyal Medya” olabileceği fikri sunuldu. O kadar havalıydı ki! Arkadaşlarım ve ben, derste sosyal medya hesaplarımızı nasıl daha efektif kullanabileceğimizi düşünmeye başladık. Herkes, bir influencer gibi pozlar vererek, kendi sosyal medya kariyerine bir yön verme çabasında olmalıydı. Ama gerçek şok şu: GSM aslında bir “İletişim” dersiydi. Anlayacağınız, sosyal medya eğitimi değil, tam anlamıyla iletişim becerilerini geliştiren bir ders! Yani şuna kısaca şöyle diyebiliriz:
> “Hayatla iletişiminizi geliştirmek için önce telefondan çıkıp insanlarla konuşmayı öğrenmelisiniz.”
Bu dersin amacı da tam olarak buydu. Hayal kırıklığına uğramadım desem yalan olur, çünkü sosyal medya eğitimi çok daha eğlenceli olurdu, değil mi?
Derse Girerken
Şimdi biraz da derse girmeden önce yaşadığım içsel çelişkilerden bahsedeyim. “GSM hangi derstir?” sorusu, ilk başta aklımı bir karıştırmıştı. Sabah 8:00’de bir ders vardı ve tabii ki bu derse girerken evden çıkarken aklımdan geçenler şunlardı:
“Sabahın köründe niye bu kadar erken uyanıyorum ya? Bir kahve içip, biraz scroll yapıp ders için hazırlansam, olmaz mı?”
“Acaba biraz daha uyusam mı?”
“İstanbul’a gitmeye karar vermek gibi bir şey, biraz daha iç sesimi dinleyip karar verirsem, bu gün de geçer.”
Ve tabii ki ders saati geldiğinde, sadece uykusuz gözlerle değil, aynı zamanda başımda deli deli düşüncelerle de derse girdim. Öğretmen geldi ve birkaç dakika boyunca ne dediğini anlamadım. Ama iç sesim beni uyandırdı: “Ya, buraya geldin ve hala cep telefonuna mı bakıyorsun? Ciddi ol!”
İç Sesle Muhasebe: “Bunu Ben Neden Yapıyorum?”
Derse odaklandıkça, bir an düşündüm: “Neden bu kadar çok telefon kullanıyoruz, neden iletişim kuramıyoruz, neden her şeyin SMS versiyonunu yazmaya çalışıyoruz?” Çünkü GSM, aslında bunu da tartışan bir dersti. İletişim kurma şeklimizi değiştiren teknolojiler ve bu değişimin insan ilişkilerine etkisi üzerine birçok soruyu kendime sordum. Öğretmen, hala anlatıyor ama ben içsel sorgulamama devam ediyorum.
> İç ses: “Ya ben ne zaman bu kadar derin düşünmeye başladım? Sabah kahvaltısında sadece peynirli tost vardı, fazla mı kafa açtı?”
Bütün bu kafa karışıklığı, aslında dersin özüyle de çok uyumluydu. GSM, iletişim becerilerinizi geliştiren, modern dünya ilişkilerini eleştiren bir dersti. Ama tabii ben hala cep telefonuma bakarak “Bunu niye yapıyorum?” diye sorguluyorum.
Hayatın İçinden Komik Anlar
İletişim üzerine düşündükçe, bazen hayatın bana sunduğu komik anlar beni bu derse daha da yaklaştırdı. Örneğin, geçen gün otobüste yanımda telefonla konuşan birini gördüm. Konuştuğu kişiyle o kadar yüksek sesle konuşuyordu ki, sesinden tam ne söylediğini anlayabiliyordum. Ve sonrasında fark ettim ki, ikisi de birbirine aynı şeyi defalarca söylüyordu.
Bir başka örnek: Arkadaşım Burak, Whatsapp’ta bana “Ne yapıyorsun?” diye yazmıştı. Cevap olarak, “Yemek yiyorum” dedim. O da “Nerede?” diye sormuştu. Ben de “Evde” dedim. İletişim bu kadar basit işte! Hadi gel bir de ben sana “GSM hangi derstir?” diye sorayım!
Derste Öğrendiklerim
Derste zaman geçtikçe, GSM’nin gerçekten iletişim becerilerini geliştirdiğini fark ettim. Ama önce şunu kabullenmem gerekti: Bazen insanlar, yazılı ve sözlü iletişimde de eksik olabilirler. Bu derste, başkalarının düşüncelerini doğru anlamak ve kendini ifade etmek, sadece telefonla değil, yüz yüze iletişimde de nasıl daha etkili olabileceğini öğrenmeye başladım. Şimdi ise, “Yapmam gereken bir şey var mı?” diye sorguluyorum.
Tabii ki, bu dersten sonra bir şeyler değişti: İnsanlarla daha rahat konuşabiliyor, anlatmak istediğimi daha açık bir şekilde dile getirebiliyordum. Yani işin özeti şu: GSM, bir iletişim dersi, ama bana çok şey öğretti. Örneğin, gerçek dünyada “telefonu kapatmak” ve “karşındaki kişiyle göz teması kurmak” gibi basit ama unutulmaya yüz tutmuş becerileri tekrar hatırladım.
Sonuç: GSM Hangi Derstir?
Şimdi, düşündüğümde, GSM aslında bizim teknoloji ve insan ilişkilerimize dair bakış açımızı değiştiren, düşündüren, gülümseten bir derstir. Tam olarak bir “İletişim” dersidir ama sadece derse odaklanarak anlamak zor olurdu. Çünkü bu dersin içindeki espri, hayatın içindeki tüm saçmalıkları kabul etmekte yatıyor. Ben, şu an bu yazıyı yazarken de “Acaba ne zaman tekrar GSM dersi alacağım?” diye düşünüyorum.
Ama bir şey kesin: Dersten, iletişim becerilerimi geliştirerek ve aslında sadece bir telefon ekranında değil, gerçek dünyada da insanlarla konuşmanın ne kadar önemli olduğunu öğrenerek çıkmış oldum. Şimdi, arkadaşlarıma da “Ne yapıyorsun?” demek yerine, onlara bizzat soracağım. O yüzden GSM aslında hayatın kendisidir.