Kayseri’de Bir Mutfak, Bir Tepsi ve İçimde Kalanlar
Kışın Kayseri’de mutfaklar biraz daha farklı kokar. Dışarıda sert bir soğuk olur, camların kenarında ince buz çizgileri birikir ama içeride sürekli bir şeyler pişer. Ocağın üstünde çay demlenir, fırının içinde bazen patates, bazen kek, bazen de sadece “ev dolsun” diye yapılan sıradan ama kıymetli yemekler olur.
Ben 25 yaşındayım. Günlük tutmayı bırakmış sayılmam ama artık her gün yazmıyorum. Yine de bazı günler var ki, içimde bir şey taşar ve kelimeler kendiliğinden dökülür. Bu hikâye de öyle bir günün içinden çıkıp geldi.
O gün annemin mutfakta sessizce bir şeylere baktığını gördüm. Elinde eski bir alüminyum tepsi vardı. Kenarları hafif eğilmiş, yüzeyi yılların izini taşıyan bir tepsi. O tepsiyle ilgili bir şey vardı; sanki sadece bir mutfak eşyası değilmiş gibi. Sanki evin hafızasıydı.
Eski Bir Tepsinin Sessiz Hikâyesi
Annem tepsiyi lavaboda suyun altına tuttu. Uzun uzun baktı. Sonra bana dönüp hiçbir şey demeden sadece iç çekti. O iç çekişi hâlâ kulağımda.
“Bu neden böyle oldu?” dedi sonra, sanki bana değil de kendine soruyordu.
Yaklaştım. Tepsinin yüzeyi eskiden parlakken şimdi matlaşmış, yer yer griye dönmüştü. Bazı bölgeleri kararmıştı. O an aklıma garip bir soru geldi ve fark etmeden yüksek sesle söyledim:
“Alüminyum tepsi neden kararır?”
Annem bana baktı, hafif bir gülümsemeyle. “Zamanla olur,” dedi. Ama o cevap bana yetmedi. Çünkü bazı şeyler sadece “zamanla olur” deyip geçilemeyecek kadar içime dokunur.
O tepsi bana çocukluğumu hatırlattı. Üzerinde börekler, kekler, bazen de sobanın üstünde ısıtılan ekmekler… Hepsi o tepsideydi. Ve ben o an şunu fark ettim: Belki de kararan sadece metal değildi.
Kararan Yüzey mi, Yoksa Birikmiş Zaman mı?
Alüminyum tepsi neden kararır? Bunu o gün gerçekten anlamaya çalıştım. İnternetten bakmadım, birinin anlatmasını da istemedim. Sanki cevabı bulursam o tepsiyle aramdaki bağ kopacakmış gibi hissettim.
Ama gözlerim yine o yüzeye takılı kaldı. Kararan yerlerde sanki lekeler değil de anılar vardı. Her yemek, her dökülen yağ damlası, her fırın sıcaklığı o yüzeyde iz bırakmış gibiydi.
Annem mutfakta suyu kapattı. “Eskiden böyle olmazdı,” dedi. “Yeni tepsiler daha parlak kalıyor.”
O an içimde hafif bir hayal kırıklığı hissettim. Sanki eski olan her şeyin bir şekilde yıpranması gerekiyormuş gibi bir düşünce geçti aklımdan. Ve bu düşünce beni rahatsız etti.
Çünkü ben eskiyi seviyordum.
Bir Tepsinin İçinde Saklanan Ev Hali
O tepsiyle ilk hatırladığım an, ilkokuldan bir kış sabahıydı. Okula geç kalmıştım. Annem fırından yeni çıkardığı patatesli böreği o alüminyum tepsiye koymuştu. Tepsi sıcak, mutfak buğulu, dışarıda kar vardı.
O gün hayat basitti. Kahvaltı, okul, eve dönüş. Ama şimdi o basitlik bile uzak bir yer gibi geliyor.
Tepsi sadece yemek taşımıyordu. Sabahları annemin telaşını, babamın sessiz çay içişini, benim uykulu gözlerle mutfağa gelişimi taşıyordu.
Ve şimdi o tepsi kararmıştı.
Bu beni düşündürdü.
Kimyayı Değil, Hayatı Anlamaya Çalışmak
Sonra yine o soru kafama takıldı: Alüminyum tepsi neden kararır?
Bu kez cevabı kendim bulmaya çalışırken aslında kimya değil, hayat konuşuyordu içimde. Alüminyum, hava ve nemle temas ettiğinde oksitleniyormuş. Yani yüzeyinde ince bir tabaka oluşuyormuş. Bu tabaka aslında koruyucuymuş ama görüntüyü değiştiriyormuş.
Ama ben bunu öğrenince bile içimdeki his değişmedi.
Çünkü mesele sadece kimyasal bir süreç değildi. O kararma bana şunu hatırlattı: Her şey temas ettikçe değişir. Her kullanım, her sıcaklık, her zaman dilimi bir iz bırakır.
Ben de böyle değil miydim?
İnsanlar, şehirler, evler… Hepsi temas ettikçe değişiyordu.
Ve ben bunu ilk kez o gün bir mutfak tepsisinde fark ettim.
Annemin Sessizliği ve Benim İçimde Büyüyen Boşluk
Annem tepsiyi bir kenara koydu. Belki de atmayı düşünüyordu. Ama atmadı. Sadece sustu.
Ben ise içimde garip bir boşluk hissettim. Sanki bir şey kayboluyordu ama ne olduğunu tam bilmiyordum.
O an anneme baktım. Onun ellerine, yılların izini taşıyan parmaklarına. O ellerin kaç kere o tepsiyi tuttuğunu düşündüm. Kaç kere yemek karıştırdı, kaç kere fırından çıkardı, kaç kere aceleyle bir şeyler yaptı…
Ve fark ettim ki, o tepsinin kararması aslında bir kayıp değil, bir birikimdi.
Ama yine de içim burkuldu.
Çünkü bazı birikimler güzel görünmüyor.
Kararmanın İçindeki Garip Gerçek
O gece odama çekildiğimde uzun süre düşündüm. Defterimi açtım ama yazmakta zorlandım. Çünkü kafamda sadece bir tepsi vardı.
Alüminyum tepsi neden kararır?
Bunu artık sadece teknik bir soru gibi görmüyordum. Bu soru bana hayatın kendisini hatırlatıyordu.
Her şey kullanıldıkça değişiyor. Her şey dokundukça dönüşüyor. Ve hiçbir şey ilk haliyle kalmıyor.
Bu düşünce hem güzel hem de acıydı.
Güzel çünkü yaşamın bir işaretiydi.
Acı çünkü hiçbir şeyin aynı kalmayacağını hatırlatıyordu.
Mutfağa Geri Dönüş
Ertesi gün sabah erken kalktım. Annem henüz uyanmamıştı. Mutfağa gittim. Tepsi hâlâ oradaydı.
Elime aldım. Soğuktu. Yüzeyindeki kararmaları daha net gördüm. Işığa tuttuğumda bazı yerleri hafifçe parlıyordu, bazı yerleri tamamen matlaşmıştı.
O an içimde tuhaf bir huzur hissettim.
Belki de o tepsi “bozulmamıştı”. Sadece yaşamıştı.
O kadar.
Kendi kendime fısıldadım: “Alüminyum tepsi neden kararır… çünkü yaşar.”
Bu cümle bana garip bir şekilde iyi geldi.
Hatıraların Yüzeyi
O gün mutfakta uzun süre kaldım. Tepsiyi temizlemeye çalışmadım. Parlatmaya da uğraşmadım. Çünkü bir şeyi eski haline döndürme isteğinin bazen insanı daha çok yorduğunu biliyordum.
Bazen olduğu gibi kabul etmek gerekiyordu.
Tıpkı insanlar gibi.
Tıpkı benim gibi.
Tıpkı annem gibi.
O an içimdeki hayal kırıklığı yavaş yavaş değişti. Yerine daha sakin bir duygu geldi. Belki de buna kabullenme denirdi ama ben o kelimeyi sevmiyordum.
Ben ona “sessiz anlama” diyordum.
Kayseri’nin Soğuk Sabahında Bir Farkındalık
Dışarı çıktığımda hava çok soğuktu. Nefesim buhar oluyordu. Kayseri’nin o sert kışı yüzüme vuruyordu ama içimde garip bir sıcaklık vardı.
Çünkü artık biliyordum.
Alüminyum tepsi neden kararır?
Çünkü zaman dokunur.
Çünkü kullanım iz bırakır.
Çünkü hayat temas eder.
Ve belki de en önemlisi, hiçbir şey dokunulmadan güzel kalmaz.
O gün eve döndüğümde annem kahvaltı hazırlıyordu. Tepsi yine masadaydı. Kararmış haliyle. Ama artık bana çirkin görünmüyordu.
Hatta tam tersine… çok gerçek görünüyordu.
Ve gerçek olan şeyler bazen en güzel olanlardır.
Bu içeriğimizin sonuna geldik. Bsu olarak “Alüminyum tepsi neden kararır” hakkındaki sorularınızı yorumlarda paylaşabilirsiniz.