1 Asıl, 2 Suret: Gerçekten Aynı İnsan Mıyız?
İzmir’in sıcak havası, zaman zaman hayatı biraz da olsa fazlasıyla rahatlatıyor, ama 28 yaşında bir gencin şehri sevmenin ötesinde kendini tanıması ve bazen de kendi kimliğini sorgulaması gerekiyor. Ne de olsa, bugün kim olduğumuzu, kendimizi nasıl ifade ettiğimizi ve gerçek benliğimizi bulmamız daha zor. İşte, tam bu noktada, “asıl” ve “suret” kavramları karşımıza çıkıyor. Peki, nedir bu 1 asıl, 2 suret meselesi? Bunu sadece felsefi bir tartışma olarak mı değerlendireceğiz, yoksa toplumun sosyal medya hegemonyasında kaybolmuş bir ikilik mi?
Evet, bu yazıda asıl ve suret kavramlarını tartışacağız. Bu iki terimi, kimlik ve toplumsal baskılarla nasıl ilişkilendirdiğimizi, artılarıyla eksileriyle değerlendireceğiz. Ama şunu baştan belirteyim: Bu mesele, derin ve karmaşık. Kendi kimliğimizle yüzleşmemiz için bir yol haritası olabileceği gibi, kendimizi kandırmaya devam etmemiz için de fırsat yaratabilir.
Asıl Ne Demek?
Asıl, hepimizin bildiği, en saf hâliyle “gerçek” olan anlamda kullanılır. İnsan, “asıl benliğini” genellikle içsel benliği, kimliğini, duygularını ifade eden bir şekilde tarif eder. Eğer derinlemesine bir tanım yapacak olursak, asıl, “toplumun dayattığı kurallara, beklentilere ve tabulara rağmen, saf bir şekilde kendimiz olma halidir.” Yani, içimizdeki “gerçek” kimlik… Çoğu zaman, asıl, pek de rahat bir alan değil. Çünkü bir insan kendi “asıl” benliğini tam anlamıyla keşfetmek için toplumla bir tür çatışmaya girmelidir. Ya da o sosyal dışlamayı göze almalıdır.
Hadi itiraf edelim: Gerçek benliğimizi tam olarak göstermek, en azından çoğu zaman, toplum içinde rahatça yaşamakla çelişir. Kimse bize “saf” olmayı istemiyor. Bize hep “toplumla uyumlu” olmayı öğretiyorlar. Ve bu uyumun içine girdiğimizde, belki de bir şekilde kendimizi kaybediyoruz.
Suret Ne Demek?
Şimdi gelelim surete. Suret, kelime anlamı olarak, dışa yansıyan, görünen haldir. “Suret, içeriği ve gerçeği yansıtmayan, sadece dışa vurulan bir kimliktir.” Pek çok kişiye göre suret, sosyal medya profilinden tutun da, sokakta insanların bizi nasıl gördüğüne kadar uzanan geniş bir alandır. Aslında, suret, bir tür maskedir. Bu maske, bazen bizim de kullanmamız gereken bir araç olabilir. Ama bazen de bu maske, hiç çıkarmadığımız bir hale gelebilir. Sürekli suretler arasında geziniriz; her biri, içsel benliğimizle uyumlu olmayan, başkalarının beklentilerine göre şekillenmiş yüzlerdir.
Bugün, Instagram’da, Twitter’da, TikTok’ta girdiğimiz her etkileşim, dışarıya yansıyan suretimizi şekillendiriyor. Hangi fotoğrafı paylaşacağız, hangi düşünceyi yazacağız? Bütün bunlar, başkalarına nasıl göründüğümüzü etkiler. Suret, kısaca toplumun istediklerini yansıtan ve çoğu zaman içsel kimliğimizle çelişen bir maskedir.
Asıl ve Suret: Aralarındaki Çelişki
Asıl ve suret arasındaki çelişki her geçen gün daha belirginleşiyor. Artık çoğu kişi, “gerçek benliği” ile toplumsal beklentiler arasında sürekli bir çatışma yaşıyor. Peki, gerçekten bir insanın asıl benliği ile sureti arasında bir denge kurması mümkün mü?
Mesela, iş yerinde düzgün bir insan, sosyal medyada ise eğlenceli ve cesur biri olmayı tercih ediyorsanız, bu iki farklı suretin arasında sıkışıp kalmanız olağan bir durum. Toplum ne isterse o oluyorsunuz. Peki ama bu durumda içsel benliğiniz nerede kalıyor? Kimi zaman bu ikilik, kişinin kimliğini bulma yolunda büyük bir engel haline gelir. Çünkü hangi suret daha doğru, kim bilebilir ki?
Birçok insan bu çatışmayı şu şekilde çözüyor: “Asıl benliğim evde, yalnızken ya da özel anlarımda. Dışarıda ise, insanlar beni farklı görsün, farklı bir versiyonum olsun, daha çekici ya da daha başarılı gibi görünsün. Ne de olsa, herkes sosyal medyada bir maskeyle yaşıyor, değil mi?”
Suretin Güçlü Yönleri
Her şeyin zayıf yanını görmek kolaydır, ancak suretin güçlü yönlerini de anlamak gerekir. Asıl kimlik ve toplumsal düzenin bir araya geldiği bir denge yaratmak çoğu zaman herkesin işine gelir. Asıl benliğinizi göstermek bazen fazla fazla tepkilere yol açabilir. Bunu herkesin kabul etmesi gerekmez. Ama bir suret takınmak, topluma uyum sağlamanızı kolaylaştırabilir.
Örneğin, iş dünyasında ya da toplumsal hayatın başka alanlarında bir role bürünmek, işlerinizi kolaylaştırabilir. “İyi bir iş insanı”, “iyi bir çocuk”, “iyi bir öğrenci” gibi maskeler çoğu zaman toplumsal başarıya giden yolu açar. Bu maske sayesinde insanlar size saygı gösterir, pozitif bir imaj sergileyebilirsiniz. Ama işin gerçeği şu ki, bazen bu maskeler, sizin kendinizi daha rahat hissetmenizi sağlar.
Suretin Zayıf Yönleri
Tabii ki her şeyin bir bedeli var ve suret de istisna değil. Bir suret takınmak, içsel kimliğinizle uyuşmadığında, uzun vadede sizi psikolojik olarak yıpratabilir. Sürekli başkalarına ne yansıttığınızı düşünmek, özgünlüğünüzü kaybetmenize sebep olabilir. Bir süre sonra, gerçekten kim olduğunuzu unutabilirsiniz. Aslında, herkesin beklediği kişi olmak, kendi kimliğinizi oluşturmak kadar zahmetli olabilir.
Bunun en tipik örneği sosyal medyada karşımıza çıkar. Profilinde sürekli mutlu, hayat dolu, başarılı bir insan olarak görünen birinin, aslında ne kadar yalnız ya da depresif olduğu hakkında hiçbir fikrimiz yok. Bu, sahte bir mutluluk propagandası. Gerçekten kim olduğumuzu anlatmanın en zor olduğu yerlerden birisi de sosyal medya. Çünkü orada aslında hiçbirimiz tam olarak “asıl” halimizi yansıtamayız.
Ne Yapmalı?
Asıl ve suret arasında bir denge kurmak mümkün mü? Belki de her iki tarafı da kabul edip, her zaman aynı şekilde olmak gerekmez. Bazen kendinizi istediğiniz gibi göstermek, bazen de toplumun normlarına uymak daha sağlıklı olabilir. Önemli olan, kendimizi kaybetmeden bu ikilikle barış içinde yaşamayı öğrenmektir.
O zaman, şu soruyu sormak gerekir: Gerçekten kendiniz misiniz? Yoksa bir maske mi takıyorsunuz? Ya da belki de ikisini bir arada barındırmak, nihayetinde kimliğinizin bir parçası olabilir mi?